GALLBLADDER POLYPS AND TREATMENT. Safrakesesi polipleri ve tedavisi.

  • Osman Nuri Dilek Professor
Keywords: Gallbladder, polyp, treatment

Abstract

Gallbladder polyps are much less common than gallstones, and they are usually discovered as an incidental finding when an ultrasound of the abdomen is performed. The lifetime prevalence of gallbladder polyps ranges from 1% to 4%. Five types of polyps are found in the gallbladder. Cholesterol polyps account for 60% of all gallbladder polyps; they are usually multiple and pedunculated and range in size from 2-10 mm. These polyps occur as part of focal or generalized cholesterolosis of the gallbladder.

Adenomyomas represent the second most common type of gallbladder polyp. These account for 25% of gallbladder polypoid lesions and are usually solitary, ranging in size from 10-20 mm on average and are nonneoplastic.

Inflammatory polyps are the third most common type, accounting for 10% of all gallbladder polyps. These polyps consist of granulation tissue and fibrous tissue mixed with chronic inflammatory cells. They are generally solitary, and range in size from 5-10 mm. Totally, these 3 types of benign focal gallbladder lesions account for 95% of all gallbladder polyps and are not neoplasms.

Adenomas account for 4% of gallbladder polyps are potentially premalignant. All adenomas usually contain cancer are > 12-15 mm in size. Gallbladder cancer occurs in approximately a 1/4 ratio. Miscellaneous polyps are rare lesions and include heterotopic gastric glands, carcinoid tumors, leiomyomas, fibromas, and neurofibromas.

Management is usually guided by the characteristics of gallbladder polyps found on ultrasound, and abdominal tomography. Patients who are at high risk for surgery should have an ultrasound performed at 6-month intervals. The best treatment for gallbladder polyps is to surgically remove the gallbladder when polyps >/= 10 mm are present. Endoscopic ultrasound may become the standard of management in the future.

ÖZET

Safrakesesi polipleri yapılan karın USG incelemeleri sırasında genellikle rastlantısal olarak saptanan lezyonlardır. Toplumda hayat boyu rastlanma sıklığı %1-4‘dür. Beş değişik tipte polip vardır. Kolesterol polipleri bütün vakaların %60 ’ını oluşturur. Genellikle multipl, saplı ve 2-20 mm çaptadır-lar. Genellikle fokal veya yaygın kolesterolozisin bir sonucu olarak ortaya çıkarlar ve kanserleşmezler.

Adenomiyomlar ikinci en sık karşılaşılan polipler olup, vakaların %25’ini oluştururlar. Sıklıkla soliter ve 10-20 mm büyüklüğe ulaşırlar ve kanserleşmezler.

Üçüncü sıklıkta görülen, inflamasyondan sorumlu hücreler, granülasyon ve fibröz doku karışımından oluşan inflamatuar polipler vakaların %10’unu oluştururlar. Genellikle soliter ve 5-10 mm çaplı lezyonlardır. Bu üç grup polip bütün poliplerin %95’ini oluşturur ve kanserleşme riski yoktur.

Adenomlar ise safra kesesi poliplerinin %4’ünü oluştururlar ve premalign lezyonlardır. Adenomların yaklaşık 1/4'ü kanserleşir ve çapı 12 mm’yi geçen bütün adenomlar kanser hücresi taşırlar. Mide heterotopik dokusu, karsinoid, leiomyom, fibrom ve nörofibrom kaynaklı polipler ise çok nadir görülürler.

Poliplerin tanı, tedavi ve takibinde öncelikle ultrasonografi ve karın tomografisi faydalıdır. Riskli olduğu düşünülen vakalarda 6 aylık aralarla ultrasonografi tekrarlanmalıdır. Günümüzde en çok uygulanan yaklaşım çapı 10 mm'yi geçen poliplerde laparoskopik kolesistektomi yapılmasırı. Endoskopik ult-rasonografi yakın gelecekte tanı ve tedavinin belirlenmesinde en önemli araç olacak gibi gözükmektedir.

 

Author Biography

Osman Nuri Dilek, Professor

İzmir Katip Çelebi University School of Medicine

Department of Surgery

 

Published
2017-02-26
Section
Articles