ROLE OF ROUTINE DVT PROPHYLAXIS AFTER MAJOR GENERAL SURGICAL PROCEDURE; OUR EXPERIENCE IN A TERTIARY CARE CENTRE OF KOLKATA. Büyük Cerrahi girişimlerden sonra DVT profilaksisinin rolü; Kolkata’da üçüncü basamak bir tedavi merkezindeki deneyimimiz.

  • Jyotiranjan Swain
  • Souvik Chatterjee
  • Saurabh Jain
  • Saibal Bera
  • Debabratta Kundu
  • Shahana Gupta
Keywords: Deep venous thrombosis, pulmonary embolism and thromboprophylaxis

Abstract

According to western literature, venous thromboembolism (VTE), a term encompassing deep vein    thrombosis (DVT) and pulmonary embolism, is one of the most common postoperative complications after major surgery. Very few studies have been published on the subject and very little is known about true incidence of condition. There are no clear guidelines regarding the prophylaxis for venous thromboembolism for an Indian patient.

A   prospective study was carried in the Department of General Surgery, Medical College and hospital,   Kolkata to determine the incidence of deep vein thrombosis. Present study included 127 patients undergoing major general surgeries (including abdomen, pelvis and lower extremities) over a 1 year period. All the patients were subjected to Duplex USG between the 7th and 14th postoperative period. No mechanical and chemical form of DVT prophylaxis was used.

Only eight patients (6.29 %) showed sonographic evidence of DVT and the majority of them resolved without treatment. There was no case of pulmonary embolism.

Deep vein thrombosis following major general surgery in Indian patients is not as common as reported in the Western literature. A high level of suspicion and close clinical monitoring is mandatory.  In our opinion routine chemoprophylaxis is perhaps not justified in every patient undergoing major general surgery, which can be of great help to both mankind and nation.

ÖZET

Batı literatürüne göre, derin ven trombozu ve pulmoner emboliyi kapsayan venöz tromboembolizm büyük ameliyatlar sonrasında karşımıza çıkan en ciddi komplikasyonlardan birisidir. Konuyla ilgili çok sayıda çalışma yapılmış olmakla beraber, gerçek insidansı bilinmemektedir. Hindistanlı hastalar için belirlenmiş bir algoritma henüz tam olarak ortaya konulmamıştır.

Kolkata Tıp Fakültesi ve hastanesinde gerçek venöz tromboembolizm insidansını bulmak için prospektif bir çalışma yapıldı. Bir yıl içerisinde büyük cerrahi girişim (karın, pelvis ve alt ekstremite) yapılan 127 hasta çalışmaya alındı. Bütün hastalara ameliyat sonrasındaki 7, ve 14. günlerde duplex USG yapıldı. Venöz tromboembolizmi önlemek için kimyasal veya mekanik profilaksik ilaç tedavisi yapılmadı.

Hastaların 8’inde (%6.29) derin ven trombozuna rastlanmakla beraber, çoğu herhangibir tedavi almaksızın iyileşti. Pulmoner emboli vakası görülmedi.

Sonuç olarak, Hindistan’da büyük ameliyatlar sonrasında karşılaşılan derin ven trombozu vakalarının sıklığı, Batı ülkelerine göre daha az sıklıkta rastlanmıştır. Hastalığın her vakada akılda tutulması ve gözlem yeterli olmaktadır. Bizim görüşümüze göre; büyk cerrahi yapılan her vakada profilaksi yapılmasına gerek olmadığını düşünüyor ve bunun ülke ve insanlık için faydalı olacağını düşünüyoruz.

Published
2017-03-21
Section
Articles